Organik Çilek Yetiştiriciliğinde Yaz Dikimi

Kampanya ya Tıkla

Yaz dikiminde Frigo fideler kullanılmaktadır. Frigo fide; fidelikten Aralık-Ocak aylarında sökülerek temizlenen fideler mantari hastalıklara etkili organik kaynaklı ilaçlama yapıldıktan sonra -2 C° de soğuk hava depolarında muhafaza edilmiş olan fidelerdir. Di­kim sırasında fide kökleri 8-10 cm kalacak şekilde ve taç tuvaleti 2-3 genç yaprak olacak şekilde yapılıp, %1\’lik organik kaynaklı fungisit çözeltisine batırıldıktan sonra Şekil 2\’de olduğu gibi dikimi yapılır. Dikimden sonra mutlaka bolca can suyu verilmelidir. Daha son­raki günler fideler kontrol edilip derin ve yüzlek dikilenler düzeltilmelidir. Dikimi yapılan frigo fideler 15-20 gün süresince günde 3-4 defa yağmurlama sulama ile sulanmalıdır. Aksi halde yılın en sıcak günleri olmasından dolayı fidelerin tutma şansı azalmaktadır. Yaz di­kiminde dikimden sonra açan çiçekler mutlaka koparılmalıdır. Bu dikim sisteminde dikim 30 x 35 cm aralık ve mesafelerde üçgen dikim yapılır. Dekara 6.000-7.000 adet fide kulla­nılmaktadır. Yetiştirme bölgesi ve bakım şartlarına bağlı olarak bu dikim sisteminde bir dekarlık alandan 5-7 ton ürün alınabilmektedir. Kış dikimine göre verim 2-3 kat fazladır. Bölgelere göre dikim tarihleri Çizelge l\’de verilmiştir.

Yaz dikiminde Frigo fideler kullanılmaktadır. Frigo fide; fidelikten Aralık-Ocak aylarında sökülerek temizlenen fideler mantari hastalıklara etkili organik kaynaklı ilaçlama yapıldıktan sonra -2 C° de soğuk hava depolarında muhafaza edilmiş olan fidelerdir. Di­kim sırasında fide kökleri 8-10 cm kalacak şekilde ve taç tuvaleti 2-3 genç yaprak olacak şekilde yapılıp, %1\’lik organik kaynaklı fungisit çözeltisine batırıldıktan sonra Şekil 2\’de olduğu gibi dikimi yapılır. Dikimden sonra mutlaka bolca can suyu verilmelidir. Daha son­raki günler fideler kontrol edilip derin ve yüzlek dikilenler düzeltilmelidir. Dikimi yapılan frigo fideler 15-20 gün süresince günde 3-4 defa yağmurlama sulama ile sulanmalıdır. Aksi halde yılın en sıcak günleri olmasından dolayı fidelerin tutma şansı azalmaktadır. Yaz di­kiminde dikimden sonra açan çiçekler mutlaka koparılmalıdır. Bu dikim sisteminde dikim 30 x 35 cm aralık ve mesafelerde üçgen dikim yapılır. Dekara 6.000-7.000 adet fide kulla­nılmaktadır. Yetiştirme bölgesi ve bakım şartlarına bağlı olarak bu dikim sisteminde bir dekarlık alandan 5-7 ton ürün alınabilmektedir. Kış dikimine göre verim 2-3 kat fazladır. Bölgelere göre dikim tarihleri Çizelge l\’de verilmiştir.

Mekik sehpası
Kondisyon bisikleti
Activa fitness

Çeşit Seçimi
Organik Çilek Yetiştiriciliği İklim ve Toprak İstekleri

Organik (Ekolojik) Tarım

 

Organik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalarla kaybolan doğal dengeyi ye­niden kurmaya yönelik, insan ve çevreye dost üretim sistemlerini içerin ve sentetik kimya­sal ilaçlar ve gübre kullanımının yasaklanması yanında, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti -toprağın muhafazası, bitki direncini arttırma, parazit ve predatörlerden yararlanma­yı tavsiye eden, bütün bu imkanların kapalı bir sistemde oluşturulmasını talep eden ve üre­timde miktar artışım değil ürün kalitesinin yükseltilmesini amaçlayan bir üretim modelidir.

Tarım; Türkiye\’de birçok bölgede organik üretim şartlarında yapılmasına rağmen, kontrol ve sertifikasyon sistemine dahil olmadığından organik ürün olarak pazarlanama- maktadır. Türkiye, uygun ekolojisi, toprak ve su gibi doğal kaynaklarının henüz kirlenme­miş olması dolayısıyla organik tarım açısından çok avantajlıdır. Organik tarımsal üretimin temelinde, yetiştirilen bitkilerin yanında doğada kendiliğinden yetişen kuşburnu, böğürtlen, ahududu, kekik gibi ürünLerin toplanması ve organik olarak değerlendirilmesi bakımından da Türkiye büyük potansiyele sahiptir. Organik tarım; bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte içeren kapalı bir sistem olmakla beraber, bitkisel üretim lehine gelişmiştir. Gelişmiş ülkele-

 

rin bazı bulaşıcı hastalıkları bahane ederek Türkiye\’den canlı hayvan ve hayvansal ürün ithal etmemeleri, organik hayvancılığın gelişmesini olumsuz etkilemektedir.

Kontrol ve sertifikasyon, organik tarımın en önemli unsurlarından biridir. Ürünün iç ve dış pazarlara organik olarak sunulabilmesi için \’organik ürün sertifikası\’olmalıdır. Sertifikasyon sistemi, ürünlerin organik standartlara göre üretildiği, işlendiği ve paketlendi­ğinin garantisidir. Bu. tüketiciye güvence vermenin yanında, üreticileri ve firmaları haksız rekabete karşı korur. Türkiye\’de organik ürünler, \’Organik Tarımın İlkeleri ve Uygulanma­sına İlişkin Yönetmelik\’ hükümlerine göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı\’nca yetkilendiri­len bağımsız kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarınca kontrol edilerek sertifikalandırılır.

 

Kadıköy Arçelik Servisi
Caddebostan Arçelik Servisi
Zümrütevler Arçelik Servisi

Organik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalarla kaybolan doğal dengeyi ye­niden kurmaya yönelik, insan ve çevreye dost üretim sistemlerini içerin ve sentetik kimya­sal ilaçlar ve gübre kullanımının yasaklanması yanında, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti -toprağın muhafazası, bitki direncini arttırma, parazit ve predatörlerden yararlanma­yı tavsiye eden, bütün bu imkanların kapalı bir sistemde oluşturulmasını talep eden ve üre­timde miktar artışım değil ürün kalitesinin yükseltilmesini amaçlayan bir üretim modelidir.

Tarım; Türkiye\’de birçok bölgede organik üretim şartlarında yapılmasına rağmen, kontrol ve sertifikasyon sistemine dahil olmadığından organik ürün olarak pazarlanama- maktadır. Türkiye, uygun ekolojisi, toprak ve su gibi doğal kaynaklarının henüz kirlenme­miş olması dolayısıyla organik tarım açısından çok avantajlıdır. Organik tarımsal üretimin temelinde, yetiştirilen bitkilerin yanında doğada kendiliğinden yetişen kuşburnu, böğürtlen, ahududu, kekik gibi ürünLerin toplanması ve organik olarak değerlendirilmesi bakımından da Türkiye büyük potansiyele sahiptir. Organik tarım; bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte içeren kapalı bir sistem olmakla beraber, bitkisel üretim lehine gelişmiştir. Gelişmiş ülkele-

 

rin bazı bulaşıcı hastalıkları bahane ederek Türkiye\’den canlı hayvan ve hayvansal ürün ithal etmemeleri, organik hayvancılığın gelişmesini olumsuz etkilemektedir.

Kontrol ve sertifikasyon, organik tarımın en önemli unsurlarından biridir. Ürünün iç ve dış pazarlara organik olarak sunulabilmesi için \’organik ürün sertifikası\’olmalıdır. Sertifikasyon sistemi, ürünlerin organik standartlara göre üretildiği, işlendiği ve paketlendi­ğinin garantisidir. Bu. tüketiciye güvence vermenin yanında, üreticileri ve firmaları haksız rekabete karşı korur. Türkiye\’de organik ürünler, \’Organik Tarımın İlkeleri ve Uygulanma­sına İlişkin Yönetmelik\’ hükümlerine göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı\’nca yetkilendiri­len bağımsız kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarınca kontrol edilerek sertifikalandırılır.

İyi Tarım Uygulamaları
Sürdürülebilir Tarım

KİRAZ

Kanı temizler ve sulandırır, mideyi kuvvetlendirir, mide ağrılarını dindi­rir, safra söktürür, viicut şişliklerini gi­derir. Böbreklerin dostudur, vücudu zehirlerden temizler. Böbreklerde taş ve kum oluşmasını önler, varsa döker. Bol idrar söktürür, ürik asit ve iirat tuzlarını atar. Şişmanları zayıflatır, vü­cut suyunu atar. Karaciğer şişliklerini azaltır, safrayı artırır, hazmı kolaylaştı­rır. Vücut direncini artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Hararet ve susuzluğu giderir, sivilceleri önler.

* Romatizma, gut (damla), eklem kireçlenmesi, damar sertliği gibi şika­
yetlerde, sabah akşam, aç karna, en az bir avuç yenir.

* Yüz ve boynun kırışan kısımları­nı, yatarken kiraz suyu ile silmek yaş­lanmayı geciktirir.

idrar arttırıcı, üre dü­şürücü, kuvvet vericidir.

*    İdrar artırıcı ve üre düşürücü olarak, 25 gr. ldraz sapı ile 25 gr. ay­rık otu bir litre suda on dakika kayna­tılır. Günde dört defa birer bardak içi­lir.

*  Böbrek iltihabına karşı, kiraz sa­pı, ayrık otu ve maydanozdan yirmişer gram alınır, Bir litre suda on dakika kaynatılır. Günde 3 – 4 defa birer bar­dak içilir.

Kiniz ıığacı kabuğu; kabız etkili­dir (ishali keser), ateşi düşürür. Kiraz yapraklan miishil etkilidir (kabızlığı giderir). Kiraz çiçekleri, göğüs yumu­şatıcıdır, öksürüğü giderir. Kiraz zam­kı; öksürük kesici, iltihaplarını gideri­cidir.

Kanı temizler ve sulandırır, mideyi kuvvetlendirir, mide ağrılarını dindi­rir, safra söktürür, viicut şişliklerini gi­derir. Böbreklerin dostudur, vücudu zehirlerden temizler. Böbreklerde taş ve kum oluşmasını önler, varsa döker. Bol idrar söktürür, ürik asit ve iirat tuzlarını atar. Şişmanları zayıflatır, vü­cut suyunu atar. Karaciğer şişliklerini azaltır, safrayı artırır, hazmı kolaylaştı­rır. Vücut direncini artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Hararet ve susuzluğu giderir, sivilceleri önler.

izmir ilaçlama
ankara ilaçlama
balıkesir ilaçlama

* Romatizma, gut (damla), eklem kireçlenmesi, damar sertliği gibi şika­
yetlerde, sabah akşam, aç karna, en az bir avuç yenir.

* Yüz ve boynun kırışan kısımları­nı, yatarken kiraz suyu ile silmek yaş­lanmayı geciktirir.

idrar arttırıcı, üre dü­şürücü, kuvvet vericidir.

*    İdrar artırıcı ve üre düşürücü olarak, 25 gr. ldraz sapı ile 25 gr. ay­rık otu bir litre suda on dakika kayna­tılır. Günde dört defa birer bardak içi­lir.

*  Böbrek iltihabına karşı, kiraz sa­pı, ayrık otu ve maydanozdan yirmişer gram alınır, Bir litre suda on dakika kaynatılır. Günde 3 – 4 defa birer bar­dak içilir.

Kiniz ıığacı kabuğu; kabız etkili­dir (ishali keser), ateşi düşürür. Kiraz yapraklan miishil etkilidir (kabızlığı giderir). Kiraz çiçekleri, göğüs yumu­şatıcıdır, öksürüğü giderir. Kiraz zam­kı; öksürük kesici, iltihaplarını gideri­cidir.

KİMYON
KIZILCIK

Sürdürülebilir Tarım

Bu tarım sisteminde; tarımsal kapasitenin sürdürülebilir olması ve doğal kaynakla­rın sağlıklı biçimde kullanılması öncelikli konular arasındadır. Toprak ve su kaynaklan sınırsız olmadığı gibi, meydana gelen bozulmalar kolaylıkla giderilememektedir. Bu nokta­dan hareketle, geliştirilen sürdürülebilir tarım; tohum yatağı hazırlığından başlayarak uygu­lanan tüm yetiştirme tekniklerinde ve kullanılan girdilerde toprak ve su kaynaklarının ko­runmasını hedefleyerek üretimi gerçekleştiren bir tarımdır.

İnsan ve doğa arasında dengenin ön planda tutulduğu kalkınma hedeflerinde; ta­rımsal faaliyetlerde toprak, sıı ve havayı kirletici unsurlardan kaçınılarak, tarımda süreklili­ği sağlamak hedeflenir. Sürdürülebilir tarımda asıl amaç, birim alanda azami verimi almak değil, doğada devamlılığı sağlayan toprak verimliliğini koruyan sürekli üretimdir. Kullanı­lan girdilerin hepsinde uygun doz ve zamanında kullanım, yani bilinçli bir uygulama söz konusudur. Ekolojik şartlara uygun seçilen tarım sistemleri ve bu sistemler içinde uygula­nan ekim nöbeti sürdürülebilir tarımın amaçları arasındadır. Sürdürülebilir tarımın esası, tarımsal üretimin çevreye olumsuz etkilerini azaltma, doğal kaynakların etkin kullanılabilir­liğinin devamlılığını ve çiftliğin ekonomik devamlılığını sağlama, yeterli ve kaliteli ürün üretme ve kırsal kesimin yaşam kalitesini arttırmadır.

Türkiye\’de bölgeler arasında tarımsal girdi kullanımı bakımından büyük farklılık­lar vardır. Bunun bir göstergesi olarak, kullanılan pestisidlerin 2/3\’ün Akdeniz ve Ege böl­gelerinde uygulanmaktadır. Ayrıca Türkiye\’de ekstansif yetiştirilen pek çok bitki türünün tarımında kimyasal girdi kullanımı çok düşüktür, fakat bilinçsiz kullanma sebebiyle sorun­lar bulunmaktadır. Planlı bir hareketle sürdürülebilir tarıma adaptasyon mümkün görün­mektedir. Konunun gelişememesinin en önemli nedeni bilgi akışının yeterli olmayışıdır. Etkin bir tarımsal yayım ağının kurulması, bilinçsiz kimyasal girdi kullanımını engelleye­rek insan sağlığı için güvenilir ürün üretimini mümkün kılacağı gibi, üretim masraflarının azaltılması ile ekonomik sürdürülebilirliğe ve çevreye olumsuz etkinin azaltılması yolu ile çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunacaktır. Sürdürülebilir tarımda ilkeler:

  • Bitki besin maddelerinin kullanımı ve devamlılığını sağlayan başta bitki çeşidinin seçimi olmak üzere, yetiştirme tekniklerinin düzenlenmesi;
  • • Toprakta organik maddeyi yükselten ve dengede tutan bitkilerin ekim nöbetine alınması;
  • • En az toprak işlenerek, tohum yatağının hazırlanması veya direkt anıza ekim yapılması;
  • • Yabancı ot, hastalık ve zararlılarla entegre mücadele yöntemlerinin tercihi;
  • En önemlisi olarak da, toprak ve iklim koşullarına, bölgenin sosyal ve kültürel yapısına uygun bitki seçilmesidir. Kısaca, iyi bir ekim nöbeti uygulamak ana ilkedir.

Bu tarım sisteminde; tarımsal kapasitenin sürdürülebilir olması ve doğal kaynakla­rın sağlıklı biçimde kullanılması öncelikli konular arasındadır. Toprak ve su kaynaklan sınırsız olmadığı gibi, meydana gelen bozulmalar kolaylıkla giderilememektedir. Bu nokta­dan hareketle, geliştirilen sürdürülebilir tarım; tohum yatağı hazırlığından başlayarak uygu­lanan tüm yetiştirme tekniklerinde ve kullanılan girdilerde toprak ve su kaynaklarının ko­runmasını hedefleyerek üretimi gerçekleştiren bir tarımdır.

Libadiye Arçelik Servisi
İçerenköy Arçelik Servisi
Maltepe Arçelik Servisi

İnsan ve doğa arasında dengenin ön planda tutulduğu kalkınma hedeflerinde; ta­rımsal faaliyetlerde toprak, sıı ve havayı kirletici unsurlardan kaçınılarak, tarımda süreklili­ği sağlamak hedeflenir. Sürdürülebilir tarımda asıl amaç, birim alanda azami verimi almak değil, doğada devamlılığı sağlayan toprak verimliliğini koruyan sürekli üretimdir. Kullanı­lan girdilerin hepsinde uygun doz ve zamanında kullanım, yani bilinçli bir uygulama söz konusudur. Ekolojik şartlara uygun seçilen tarım sistemleri ve bu sistemler içinde uygula­nan ekim nöbeti sürdürülebilir tarımın amaçları arasındadır. Sürdürülebilir tarımın esası, tarımsal üretimin çevreye olumsuz etkilerini azaltma, doğal kaynakların etkin kullanılabilir­liğinin devamlılığını ve çiftliğin ekonomik devamlılığını sağlama, yeterli ve kaliteli ürün üretme ve kırsal kesimin yaşam kalitesini arttırmadır.

Türkiye\’de bölgeler arasında tarımsal girdi kullanımı bakımından büyük farklılık­lar vardır. Bunun bir göstergesi olarak, kullanılan pestisidlerin 2/3\’ün Akdeniz ve Ege böl­gelerinde uygulanmaktadır. Ayrıca Türkiye\’de ekstansif yetiştirilen pek çok bitki türünün tarımında kimyasal girdi kullanımı çok düşüktür, fakat bilinçsiz kullanma sebebiyle sorun­lar bulunmaktadır. Planlı bir hareketle sürdürülebilir tarıma adaptasyon mümkün görün­mektedir. Konunun gelişememesinin en önemli nedeni bilgi akışının yeterli olmayışıdır. Etkin bir tarımsal yayım ağının kurulması, bilinçsiz kimyasal girdi kullanımını engelleye­rek insan sağlığı için güvenilir ürün üretimini mümkün kılacağı gibi, üretim masraflarının azaltılması ile ekonomik sürdürülebilirliğe ve çevreye olumsuz etkinin azaltılması yolu ile çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunacaktır. Sürdürülebilir tarımda ilkeler:

  • Bitki besin maddelerinin kullanımı ve devamlılığını sağlayan başta bitki çeşidinin seçimi olmak üzere, yetiştirme tekniklerinin düzenlenmesi;
  • • Toprakta organik maddeyi yükselten ve dengede tutan bitkilerin ekim nöbetine alınması;
  • • En az toprak işlenerek, tohum yatağının hazırlanması veya direkt anıza ekim yapılması;
  • • Yabancı ot, hastalık ve zararlılarla entegre mücadele yöntemlerinin tercihi;
  • En önemlisi olarak da, toprak ve iklim koşullarına, bölgenin sosyal ve kültürel yapısına uygun bitki seçilmesidir. Kısaca, iyi bir ekim nöbeti uygulamak ana ilkedir.

Geleneksel Tarım

Mevcut Sürümü Dönüştürebilirmiyim ve Nasıl?

KPSS Eğitim Bilimleri

Organik olmayan hayvanlar, kendi kendilerinin organik yapısını asla başaramaz. Diğer bir ifadeyle, onlar asla organik olarak satılamazlar. Bununla beraber, organik olma­yan koyunlar koçlarla çiftleştirilmeden itibaren organik standartlara göre yönetilerek bu koyunlar organik kuzular üretebilir. Organik olmayan bu damızlık koyunlara sıkça dönüştü­rülen damızlık hayvan olarak atıfta bulunulur ve ticareti yapılabilir.

Organik bir kuzu üretmek için, koyunlar koç ile çiftleştirilmesinden itibaren tam organik standartlara kadar yönetilmeli, bu standartlara göre yönetilem arazide yem ve vete­riner uygulamalarını kapsamalıdır. Bu durumda, onların organik yapısını sürdürmek için genellikle dönüşümün ikinci yılı sonunda kuzuların organik bir arazide organik doğmaları zorunludur. Kuzuların organik diye satılmaları için ömrü boyunca tam organik standartlara uygun yetiştirilmelidirr (aşağıdaki \’Eşzamanlı Dönüşüm Nedir?\’ konusuna yine bakınız).

Organik olmayan hayvanlar, kendi kendilerinin organik yapısını asla başaramaz. Diğer bir ifadeyle, onlar asla organik olarak satılamazlar. Bununla beraber, organik olma­yan koyunlar koçlarla çiftleştirilmeden itibaren organik standartlara göre yönetilerek bu koyunlar organik kuzular üretebilir. Organik olmayan bu damızlık koyunlara sıkça dönüştü­rülen damızlık hayvan olarak atıfta bulunulur ve ticareti yapılabilir.

kpss 100 dvd
interaktif eğitim
eğitim bilimleri görsel eğitim

Organik bir kuzu üretmek için, koyunlar koç ile çiftleştirilmesinden itibaren tam organik standartlara kadar yönetilmeli, bu standartlara göre yönetilem arazide yem ve vete­riner uygulamalarını kapsamalıdır. Bu durumda, onların organik yapısını sürdürmek için genellikle dönüşümün ikinci yılı sonunda kuzuların organik bir arazide organik doğmaları zorunludur. Kuzuların organik diye satılmaları için ömrü boyunca tam organik standartlara uygun yetiştirilmelidirr (aşağıdaki \’Eşzamanlı Dönüşüm Nedir?\’ konusuna yine bakınız).

SOĞUK ALGINLIĞI
SÜT AZALMASI ve ANNE SÜTÜNÜN ARTIRILMASI

UÇUK

Üniversiteye Hazırlık Seti

 

Genellikle dudak mukozası üze ve çevresinde ortaya çıkar uçuk, kır mızı lekelerle kendini gösteren b! deri hastalığıdır. Kırmızı lekeler, d ha sonra içi su dolu kabarcıklara d\” nüşür, kabarcıklar kümeler halin toplanır. Basit uçuk daha çok, gri ve zatürree gibi mikroplu hastalık laıla, mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunanlarda görülür. Tedavi için aşağıdaki bitki formüllerine başvu­rulur.

*  Uçuk üzerine günde 2 – 3 defa limon suyu sürülür. Sarımsak kesilir, iç kısmı uçuk üzerine sürülür. Uçuk üzerine sıcak ekmek değdirilir.

*    10 gr. nar kabuğu, bir bardak suda kaynatılır. Uçuk sık sık bu suy­la sıkılır.

*  Kaynamakta olan bir bardak su­ya, 5 gr. şap atılır. On beş dakika kaynatıldıktan sonra, uçuklar bu su ile silinir veya suda eritilen şap, bir pamukla uçuk üzerine sürülür.

 

kpss görsel eğitim seti
görsel eğitim
kpss matematik videoları

Genellikle dudak mukozası üze ve çevresinde ortaya çıkar uçuk, kır mızı lekelerle kendini gösteren b! deri hastalığıdır. Kırmızı lekeler, d ha sonra içi su dolu kabarcıklara d\” nüşür, kabarcıklar kümeler halin toplanır. Basit uçuk daha çok, gri ve zatürree gibi mikroplu hastalık laıla, mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunanlarda görülür. Tedavi için aşağıdaki bitki formüllerine başvu­rulur.

*  Uçuk üzerine günde 2 – 3 defa limon suyu sürülür. Sarımsak kesilir, iç kısmı uçuk üzerine sürülür. Uçuk üzerine sıcak ekmek değdirilir.

*    10 gr. nar kabuğu, bir bardak suda kaynatılır. Uçuk sık sık bu suy­la sıkılır.

*  Kaynamakta olan bir bardak su­ya, 5 gr. şap atılır. On beş dakika kaynatıldıktan sonra, uçuklar bu su ile silinir veya suda eritilen şap, bir pamukla uçuk üzerine sürülür.

AMNİYON ZARI VE AMNİYON SIVISI
YUMURTANIN RAHME YERLEŞMESİ (İmplantasyon)

Gıda güvenliği

Avrupa Birliği\’nde satılan bütün gıda ürünlerinin gıda güvenliği konusunda aynı katı kriterleri yerine getirmek zorunda olması sebebiyle, organik gıdanın organik olmayan gıdadan daha güvenli olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Bununla beraber, gıdaların pestisidler ve nitratlarla bulaşma riski, organik olarak üretilen gıdalarda daha düşük olarak bulunmaktadır.

Organik olan ve olmayan gıda ürünleri bazen (ancak her zaman değil) pestisidlerin kalıntıları için analiz edilir. Bununla beraber, organik gıda ürünleri, gıda uzmanları ve organik denetim kuruluşları­nın o konu üzerinde icraları sebebiyle daha sıkça test edilmektedir. Pestisid kalıntıları, ürün tipine bağlı olarak bazen de organik olarak etiketlenen gıdalarda bulunur. Bununla beraber, bütün yönetme­liklere uyulsa bile, mesela komşu bir alandan pestisidlerin sürüklenmesi suretiyle bir organik ürünün pestisidlerle bulaşmasının hala mümkün olduğuna dikkat çekilmelidir. Bununla beraber, organik gıdalarda kalıntıları bulmak olağandışıdır ve bulunduğu zaman da daha düşük seviyelerdedir.

Antibiyotik kalıntılarının keşfedilmesi riski, organik olarak üretilen ette daha düşük olarak farz edilir, çünkü antibiyotiklerin komyucu uygulanması kuvvetle yasaklanmakta ve tedavi edici kullanımından da mümkün olduğunca kaçmılmaktadır.

Gübrenin potansiyel bir gübreleme kaynağı olarak kullanılması, organik yetiştirmede özel problemler ortaya çıkarmamalıdır. Gübre, organik olmayan yetiştirmede de yaygın olarak kullanılır ve iyi uygu­lamalar yürütüldüğünde mikrobiyel bulaşma ile herhangi problemleri ortaya çıkarmamalıdır.

Sağlık ve Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü\’nce gıda kalitesi konusunda bir pilot proje başlatıl­mıştır. Bu proje, Avrupa pazarındaki mevcut organik olan ve organik olmayan gıdaların kalitesini detaylı olarak değerlendirmeyi hedeflemektedir. İlk sonuçlar, asıl olarak yukarıdaki bulguları teyid etmektedir. Analiz edilen organik ürünlerin sadece az bir yüzde oranı pestisid kalıntılarını içermiş ve ortaya çıkarılan kalıntı seviyeleri çoğunlukla yasal limitlerin altında kalmıştır.

Bu çalışma, organik gıdalarda bulunan farklı pestisidlerin daha düşük miktarda olduğunu da göster­miştir. Bazen organik gıdalarda mikotoksinlerle bulaşma riskinin daha yüksek olduğu iddia edilmek­tedir. Bu çalışma böyle bir iddiayı teyid edememiştir. Vitamin ve mineral içerikleri bakımından fark­lılıklar elde edilmiş, olayların büyük bir çoğunluğunda organik ürünler daha yüksek seviyeleri gös­termiştir. Bununla beraber, bu farklılıklar önemli olmamıştır. Ayrıca, organik gıdalar, daha düşük konsantrasyonlarda nitrat göstermiştir.

Avrupa Birliği\’nde satılan bütün gıda ürünlerinin gıda güvenliği konusunda aynı katı kriterleri yerine getirmek zorunda olması sebebiyle, organik gıdanın organik olmayan gıdadan daha güvenli olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Bununla beraber, gıdaların pestisidler ve nitratlarla bulaşma riski, organik olarak üretilen gıdalarda daha düşük olarak bulunmaktadır.

bostancı arçelik servisi
acıbadem arçelik servisi
ataşehir bosch servisi

Organik olan ve olmayan gıda ürünleri bazen (ancak her zaman değil) pestisidlerin kalıntıları için analiz edilir. Bununla beraber, organik gıda ürünleri, gıda uzmanları ve organik denetim kuruluşları­nın o konu üzerinde icraları sebebiyle daha sıkça test edilmektedir. Pestisid kalıntıları, ürün tipine bağlı olarak bazen de organik olarak etiketlenen gıdalarda bulunur. Bununla beraber, bütün yönetme­liklere uyulsa bile, mesela komşu bir alandan pestisidlerin sürüklenmesi suretiyle bir organik ürünün pestisidlerle bulaşmasının hala mümkün olduğuna dikkat çekilmelidir. Bununla beraber, organik gıdalarda kalıntıları bulmak olağandışıdır ve bulunduğu zaman da daha düşük seviyelerdedir.

Antibiyotik kalıntılarının keşfedilmesi riski, organik olarak üretilen ette daha düşük olarak farz edilir, çünkü antibiyotiklerin komyucu uygulanması kuvvetle yasaklanmakta ve tedavi edici kullanımından da mümkün olduğunca kaçmılmaktadır.

Gübrenin potansiyel bir gübreleme kaynağı olarak kullanılması, organik yetiştirmede özel problemler ortaya çıkarmamalıdır. Gübre, organik olmayan yetiştirmede de yaygın olarak kullanılır ve iyi uygu­lamalar yürütüldüğünde mikrobiyel bulaşma ile herhangi problemleri ortaya çıkarmamalıdır.

Sağlık ve Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü\’nce gıda kalitesi konusunda bir pilot proje başlatıl­mıştır. Bu proje, Avrupa pazarındaki mevcut organik olan ve organik olmayan gıdaların kalitesini detaylı olarak değerlendirmeyi hedeflemektedir. İlk sonuçlar, asıl olarak yukarıdaki bulguları teyid etmektedir. Analiz edilen organik ürünlerin sadece az bir yüzde oranı pestisid kalıntılarını içermiş ve ortaya çıkarılan kalıntı seviyeleri çoğunlukla yasal limitlerin altında kalmıştır.

Bu çalışma, organik gıdalarda bulunan farklı pestisidlerin daha düşük miktarda olduğunu da göster­miştir. Bazen organik gıdalarda mikotoksinlerle bulaşma riskinin daha yüksek olduğu iddia edilmek­tedir. Bu çalışma böyle bir iddiayı teyid edememiştir. Vitamin ve mineral içerikleri bakımından fark­lılıklar elde edilmiş, olayların büyük bir çoğunluğunda organik ürünler daha yüksek seviyeleri gös­termiştir. Bununla beraber, bu farklılıklar önemli olmamıştır. Ayrıca, organik gıdalar, daha düşük konsantrasyonlarda nitrat göstermiştir.

DOĞUM SONRASI RUHSAL PROBLEMLER

Şişli arçelik servisi

Postpartum (Doğumdan 5onra) Depresyon

Bu tabloda, doğum yapan annenin duygu, düşünce ve davranışların­da bazı önemli belirtiler ortaya çıkar. Bunlar kısaca düşünce akışında azalma, karamsarlık, yetersizlik, işe yaramamazlık, gelecekten endişe gi­bi düşüncelerdir. Duygulan elem, keder yönünde artış gösterir, davra­nışlarında ise uykuya kaçma, bir şey yapmak istememe, kararsızlık, ya­vaşlama görülebilir. Bu belirtiler kümesi depresyona özgü olup, genel­likle hamilelik döneminde sinsi başlar ve doğumla provoke olurlar, yani belirginleşirler. Bu durumu yaşayan annelerin bebeklerine ilişkin tu­tumları onları sevmekten çok onlara gereken anneliği gösteremeyecek­leri endişelerini içerir.

Postpartum Psikoz

Btı tablo diğerinden daha ağır bir tablodur. Burada annenin bebeği­ne ilişkin duygu ve düşünceleri daha olumsuzdur. Çoğunlukla anne, dünyaya gelen bebeğin kendi yaşamım sıkıntıya sokacağını ve zorlaştı­racağını düşünerek, zamanla bebeği veya kendini öldürme (homosid veya suisid) gibi, ciddi sonuçlar doğuracak düşünceler içine girer ve o potansiyeli taşır. Bu tablonun psikotik düzeyde olmasının en önemli özelliği gerçeklik duygu ve değerlendirmesinin bozulmasıdır. Hasta gerçek olmayan düşüncelere giderek daha çok inanır ve eyleme geçme planları yapabilir.

Bu iki bozukluk loğusalık döneminde anneler için yardım gerektiren tablolar olup çok önemsenmelidir. Yakınları bu durumu fark ettiklerin­de mutlaka yardım almaya yönelmelidirler.

Postpartum Depresyon ve Psikozun Nedenleri

Postpartum depresyon ve psikozun nedenleri ile ilgili farklı yaklaşım­lar bulunmaktadır. Öncelikli yaklaşım psikososyal etkenlerden oluşmak­tadır. Bu yaklaşıma göre psikolojik yapılanması yeterli olmayan, olgun­laşmadan evlendirilen, eş olmayı daha yeterince benimsemeden, anne olmaya karar veren anne adaylarında bu sorunların daha sık görüldüğü kabul görmektedir. Bir diğer yaklaşım ise biyolojiktir. Bu yaklaşıma gö­reyse \”doğumla birlikte plasentanın da atılması, bazı kadınlarda östrojen ve progesteron seviyelerinde ani düşüşler yapmakta, bu durum da, bu tabloların oluşmasında önemli bir rol oynamaktadır,\” denilmektedir. Bu savı destekleyen en önemli kanıtlar bu hastaların tedavisine progesteron ve östrojen katılmasının tedaviye belirgin bir ivme kazandırmasıyla gös­terilmiştir. İlk doğumda böylesi tablolar geçirmiş annelerin sonraki do­ğumlarında benzer tablolar geçirmemesi için, kadın doğumcular tarafın­dan uyarmaları gerekmektedir. Doğum sonrasında söz konusu hormon­ların kullanılmasının yararlı olabileceği düşünülebilir.

Postpartum (Doğumdan 5onra) Depresyon

Klima bakım fiyatları
Beyoğlu klima servisi

Bu tabloda, doğum yapan annenin duygu, düşünce ve davranışların­da bazı önemli belirtiler ortaya çıkar. Bunlar kısaca düşünce akışında azalma, karamsarlık, yetersizlik, işe yaramamazlık, gelecekten endişe gi­bi düşüncelerdir. Duygulan elem, keder yönünde artış gösterir, davra­nışlarında ise uykuya kaçma, bir şey yapmak istememe, kararsızlık, ya­vaşlama görülebilir. Bu belirtiler kümesi depresyona özgü olup, genel­likle hamilelik döneminde sinsi başlar ve doğumla provoke olurlar, yani belirginleşirler. Bu durumu yaşayan annelerin bebeklerine ilişkin tu­tumları onları sevmekten çok onlara gereken anneliği gösteremeyecek­leri endişelerini içerir.

Postpartum Psikoz

Btı tablo diğerinden daha ağır bir tablodur. Burada annenin bebeği­ne ilişkin duygu ve düşünceleri daha olumsuzdur. Çoğunlukla anne, dünyaya gelen bebeğin kendi yaşamım sıkıntıya sokacağını ve zorlaştı­racağını düşünerek, zamanla bebeği veya kendini öldürme (homosid veya suisid) gibi, ciddi sonuçlar doğuracak düşünceler içine girer ve o potansiyeli taşır. Bu tablonun psikotik düzeyde olmasının en önemli özelliği gerçeklik duygu ve değerlendirmesinin bozulmasıdır. Hasta gerçek olmayan düşüncelere giderek daha çok inanır ve eyleme geçme planları yapabilir.

Bu iki bozukluk loğusalık döneminde anneler için yardım gerektiren tablolar olup çok önemsenmelidir. Yakınları bu durumu fark ettiklerin­de mutlaka yardım almaya yönelmelidirler.

Postpartum Depresyon ve Psikozun Nedenleri

Postpartum depresyon ve psikozun nedenleri ile ilgili farklı yaklaşım­lar bulunmaktadır. Öncelikli yaklaşım psikososyal etkenlerden oluşmak­tadır. Bu yaklaşıma göre psikolojik yapılanması yeterli olmayan, olgun­laşmadan evlendirilen, eş olmayı daha yeterince benimsemeden, anne olmaya karar veren anne adaylarında bu sorunların daha sık görüldüğü kabul görmektedir. Bir diğer yaklaşım ise biyolojiktir. Bu yaklaşıma gö­reyse \”doğumla birlikte plasentanın da atılması, bazı kadınlarda östrojen ve progesteron seviyelerinde ani düşüşler yapmakta, bu durum da, bu tabloların oluşmasında önemli bir rol oynamaktadır,\” denilmektedir. Bu savı destekleyen en önemli kanıtlar bu hastaların tedavisine progesteron ve östrojen katılmasının tedaviye belirgin bir ivme kazandırmasıyla gös­terilmiştir. İlk doğumda böylesi tablolar geçirmiş annelerin sonraki do­ğumlarında benzer tablolar geçirmemesi için, kadın doğumcular tarafın­dan uyarmaları gerekmektedir. Doğum sonrasında söz konusu hormon­ların kullanılmasının yararlı olabileceği düşünülebilir.

YENİ DOĞAN BEBEKLE İLGİLİ Sık Sorulan Sorular
0-1 AYLIK BEBEĞİN ÖZELLİKLERİ

Doğum Sonrası İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Halı Yıkama Hızlı Çözüm

Doğum yaptım, ne kadar zaman sonra tekrar doğum yapabilirim?

iki doğum arasında en az iki yıl olmalıdır. Bu sizin ve bebeğinizin sağlığı için gereklidir. Sezaryenle doğumdan sonra yine en az iki yıl veya daha fazla zaman aralığı olmalıdır.

İdeal doğum yaşı nedir?

Doğum yapmak için ideal yaş yirmi-yirmi dörtür. Otuz beş yaş üstü doğum yapan annelerin bebeklerinde bazı anomalilerin (Dovvn sendromu gibi) görülme riski artar. On sekiz yaş altı anne adaylarında ise düşük olayı, erken doğum, ölü doğum, doğumun uzaması gibi problemler sık görülür.

İleri yaşta gebe kalmanın riskleri nelerdir?

En büyük problem kromozom anomalili bebek (Dovvn sendro­mu) doğurma riskinin yüksek olmasıdır. Yirmili yaşlardaki kadın­ların Dovvn sendromlu bebek sahibi olma olasılığı 1/1000\’dir, fa­kat kırk yaş civarında risk 1/ 110 olmakta ve kırk beş yaş civarın­da bu risk 1/30\’a kadar yükselmektedir. Amniyosentez bize teş­histe yardım edecektir. Otuz sekiz yaş üstü bütün anne adayları­na amniyosentez önerilmektedir. Miyomlar, yüksek tansiyon, şe­ker hastalığı ve erken doğum ileri yaşta gebe kalmanın artan risk­leridir

Çok sayıda doğum yapmak daha sonraki doğumları kolaylaştırır mı?

İlk doğum genellikle daha risklidir. Çünkü anne tecrübesizdir ve doğum daha uzun sürer. İkinci ve üçüncü doğumda komplikas- yon ilk doğuma göre daha az görülür ve doğum daha kısadır. 5 ve üstü doğumda yine komplikasyon oranı artar. Doğumda geliş ha­tası, doğum sonu kanama, iri bebek, hipertansiyon gibi risklerde artma görülür.

ilk bebeğe \’primipar\’, daha sonraki bebeklere \’multipar\’ denir.

Doğum yaptım, ne kadar zaman sonra tekrar doğum yapabilirim?

kartal halı yıkama
Maltepe halı yıkama

iki doğum arasında en az iki yıl olmalıdır. Bu sizin ve bebeğinizin sağlığı için gereklidir. Sezaryenle doğumdan sonra yine en az iki yıl veya daha fazla zaman aralığı olmalıdır.

İdeal doğum yaşı nedir?

Doğum yapmak için ideal yaş yirmi-yirmi dörtür. Otuz beş yaş üstü doğum yapan annelerin bebeklerinde bazı anomalilerin (Dovvn sendromu gibi) görülme riski artar. On sekiz yaş altı anne adaylarında ise düşük olayı, erken doğum, ölü doğum, doğumun uzaması gibi problemler sık görülür.

İleri yaşta gebe kalmanın riskleri nelerdir?

En büyük problem kromozom anomalili bebek (Dovvn sendro­mu) doğurma riskinin yüksek olmasıdır. Yirmili yaşlardaki kadın­ların Dovvn sendromlu bebek sahibi olma olasılığı 1/1000\’dir, fa­kat kırk yaş civarında risk 1/ 110 olmakta ve kırk beş yaş civarın­da bu risk 1/30\’a kadar yükselmektedir. Amniyosentez bize teş­histe yardım edecektir. Otuz sekiz yaş üstü bütün anne adayları­na amniyosentez önerilmektedir. Miyomlar, yüksek tansiyon, şe­ker hastalığı ve erken doğum ileri yaşta gebe kalmanın artan risk­leridir

Çok sayıda doğum yapmak daha sonraki doğumları kolaylaştırır mı?

İlk doğum genellikle daha risklidir. Çünkü anne tecrübesizdir ve doğum daha uzun sürer. İkinci ve üçüncü doğumda komplikas- yon ilk doğuma göre daha az görülür ve doğum daha kısadır. 5 ve üstü doğumda yine komplikasyon oranı artar. Doğumda geliş ha­tası, doğum sonu kanama, iri bebek, hipertansiyon gibi risklerde artma görülür.

ilk bebeğe \’primipar\’, daha sonraki bebeklere \’multipar\’ denir.

GÖBEK KORDON KANININ SAKLANMASI
Annede Meydana Gelebilecek Problemler

Demir değeri yüksek yiyecekler

Çocuk Giyimi

Demir değeri yüksek yiyecekler

En çok demir içeren gıdalar karaciğer, kırmızı et, balık, yumurta, kuru baklagiller, pekmez, tahin ve kuru üzümdür. Karaciğer vücutta zararlı birtakım maddelerin biriktiği organ olduğundan, çocuklarda fazla tüketimi uygun değildir. Kırmızı et ve balık tüketilmesi daha uygun olan besinlerdir. Kuru fasulye ve nohut gibi kuru baklagillerin pişirilmeden önce suda bekletilmesi demirin bağırsaklardan emilimine engel olan bazı zararlı maddelerden arındırılmasını sağlar. İster üzüm ister dut pekmezi olsun, her iki pekmez de demir yönünden oldukça zengindir ve çocukların özellikle kahvaltıda tüketmesi uygundur.

H

erhangi bir çocuğun alerjisi olabilir, ancak alerji öyküsü olan ailelerin ço­cuklarının alerjik bünyeye sahip olma olasılığı daha fazladır. Alerjik tepki eğilimi çocuğa miras kalabilir, fakat sadece bazılarında aktif bir alerji hastalığı gelişir.

Çocuk alerjileri farklı şekillerde görülebilir:

❖    Deri döküntüleri (atopik dermatit vela egzama)

❖   Astım

❖   Alerjik rinit (\”saman nezlesi\” olarak da bilinir)

❖    Gıda alerjileri

Alerjik rinit tüm çocukluk çağı alerjilerinin en yaygın olanıdır. Bu hastalık burunda kaşıntı, hap­şırma, burun akıntısı ve tıkanıklığına (tıkanma) neden olur. Alerjisi olan çocukta kaşıntılı, sulu ve kırmızı gözler ve kronik kulak sorunları da gelişebilir. Yaygın bilinen ismiyle \”saman nezlesi\” yılın herhangi bir zamanında oluşabilir ve ateşe neden olmaz.

Central Hospital Alerji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mübeccel Akman, çocuğunuzun alerji sorunlarının erken tanımlanmasının yaşam kali­tesini arttıracağını, okula devamsızlığını azaltaca­ğını ve sizin işten uzaklaşmanızı engelleyeceğini vurguluyor.

İBurun tıkanıklığı!

Alerji, çocuklarda kronik burun tıkanıklığına neden olan en önemli etkendir. Bazen çocuklar uyurken burun tıkanık olduğunda ağız yoluyla nefes alırlar. Bu, uyurken dinlenememelerine ve ertesi gün yorgun uyanmalarına neden olabilir. Tıkanıklık ve ağızdan soluma tedavi edilmezse, dişler ve yüz kemiklerinde anormal gelişimine sebebiyet verebilir. Burun tıkanıklığına yol açan alerjilerin erken tedavisi bu sorunları önler.

lAlerji ve kulak enfeksiyonları!

Alerjiler kulakta iltihaba, bu da kulak enfeksiyon­ları ile işitme azalmasına neden olan kulakta sıvı birikmesine yol açabilir. Bu durum çocuğun ko­nuşmayı öğrenmesi esnasında gelişirse, konuş­ma gelişiminde zayıflama yaşanabilir. Alerjiler, kulakta dolgunluğa, kulak ağrısı ve kaşıntısına neden olabilir. Bu semptomlardan birinin görül­mesi halinde tetkik ve tedavi düşünülmelidir.

Demir değeri yüksek yiyecekler

bebek uyku setleri
bebek setleri

En çok demir içeren gıdalar karaciğer, kırmızı et, balık, yumurta, kuru baklagiller, pekmez, tahin ve kuru üzümdür. Karaciğer vücutta zararlı birtakım maddelerin biriktiği organ olduğundan, çocuklarda fazla tüketimi uygun değildir. Kırmızı et ve balık tüketilmesi daha uygun olan besinlerdir. Kuru fasulye ve nohut gibi kuru baklagillerin pişirilmeden önce suda bekletilmesi demirin bağırsaklardan emilimine engel olan bazı zararlı maddelerden arındırılmasını sağlar. İster üzüm ister dut pekmezi olsun, her iki pekmez de demir yönünden oldukça zengindir ve çocukların özellikle kahvaltıda tüketmesi uygundur.

H

erhangi bir çocuğun alerjisi olabilir, ancak alerji öyküsü olan ailelerin ço­cuklarının alerjik bünyeye sahip olma olasılığı daha fazladır. Alerjik tepki eğilimi çocuğa miras kalabilir, fakat sadece bazılarında aktif bir alerji hastalığı gelişir.

Çocuk alerjileri farklı şekillerde görülebilir:

❖    Deri döküntüleri (atopik dermatit vela egzama)

❖   Astım

❖   Alerjik rinit (\”saman nezlesi\” olarak da bilinir)

❖    Gıda alerjileri

Alerjik rinit tüm çocukluk çağı alerjilerinin en yaygın olanıdır. Bu hastalık burunda kaşıntı, hap­şırma, burun akıntısı ve tıkanıklığına (tıkanma) neden olur. Alerjisi olan çocukta kaşıntılı, sulu ve kırmızı gözler ve kronik kulak sorunları da gelişebilir. Yaygın bilinen ismiyle \”saman nezlesi\” yılın herhangi bir zamanında oluşabilir ve ateşe neden olmaz.

Central Hospital Alerji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mübeccel Akman, çocuğunuzun alerji sorunlarının erken tanımlanmasının yaşam kali­tesini arttıracağını, okula devamsızlığını azaltaca­ğını ve sizin işten uzaklaşmanızı engelleyeceğini vurguluyor.

İBurun tıkanıklığı!

Alerji, çocuklarda kronik burun tıkanıklığına neden olan en önemli etkendir. Bazen çocuklar uyurken burun tıkanık olduğunda ağız yoluyla nefes alırlar. Bu, uyurken dinlenememelerine ve ertesi gün yorgun uyanmalarına neden olabilir. Tıkanıklık ve ağızdan soluma tedavi edilmezse, dişler ve yüz kemiklerinde anormal gelişimine sebebiyet verebilir. Burun tıkanıklığına yol açan alerjilerin erken tedavisi bu sorunları önler.

lAlerji ve kulak enfeksiyonları!

Alerjiler kulakta iltihaba, bu da kulak enfeksiyon­ları ile işitme azalmasına neden olan kulakta sıvı birikmesine yol açabilir. Bu durum çocuğun ko­nuşmayı öğrenmesi esnasında gelişirse, konuş­ma gelişiminde zayıflama yaşanabilir. Alerjiler, kulakta dolgunluğa, kulak ağrısı ve kaşıntısına neden olabilir. Bu semptomlardan birinin görül­mesi halinde tetkik ve tedavi düşünülmelidir.

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi
Zekası sizinle aşık atamıyor